top of page

Ahimsa ve Barış Kozaları


Sanskrit dilinde zarar vermemek anlamına geliyor Ahimsa. Dünyamızı, kendimizi, tüm canlıları, her şeyi korumayı, zarar vermemeyi kapsıyor, saygı, sevgi ve şefkatle yaklaşabilmeye çabalamak olarak karşımıza çıkıyor. Ne kadar tanıdık bir kavram değil mi? Hele bugün ‘sürdürülebilirlik’ adına bireysel ve kolektif çabaları düşünecek olursak...


Ahimsa ile kadın girişimciliği birbirine ‘ipek’ten bir iple bağlı. Nasıl mı? Hemen anlatıyorum.


Barış İpeği’ni hiç duydunuz mu? Nedir Barış İpeği açıklamadan önce sorayım: “Acısız, şiddetsiz, sürdürülebilir bir ipek kullanımı mümkün mü?” Cevabım hazır, kesinlikle mümkün. İpek böceklerinin moda ve üretim uğruna acı çekmemesi veya ölmemesi için, ipekböceğinin bir kelebeğe dönüşümünün tamamlanmasını sağlayan en şiddetsiz yol olan Barış İpeği, şiddet içermeyen ipek ıslahı ve üretimi anlamına geliyor. Peace Silk veya Ahimsa Silk olarak da adlandırılan şiddet içermeyen ipekböceği yetiştiriciliği, doğal koşullarda gerçekleşiyor. Herhangi bir mantar ilacı, böcek ilacı veya genetik sprey uygulanmıyor.


Cyprus Cocoon, Kıbrıs’ta gelenekselleşen bir el sanatı olan Koza İşi’ni, Barış ipeği adı verilen acısız ve sürdürülebilir bir yöntemle birleştiriyor ve hiçbir ipekböceğinin öldürülmemesini/acı çekmemesini ilke edinen bir ipek üretiminin mümkün olduğunu gösteriyor. Bana göre işin ilginç yanı, geleneksel olarak yıllardır sessiz sedasız sürdürülen bu yöntem sadece Türkiye’ye değil bütün dünyaya da ilham olacak bir yöntem.


Tırtılın özgürce bir kelebeğe dönüşemediği böcek boğma, fırınlama ve haşlama içeren hüzünlü hikayesini, acısız ve zulümsüz yepyeni bir hikâyeye çeviriyor. İpek böcekleri kozalarını örmeleri için, kozalarından güzel bir kelebek olarak çıkacakları an’a kadar korunaklı bir yerde tutuluyor. Dut yaprakları ile beslenerek büyüyen ve kozasını ören kelebeklerin özgürce pupalarını terk etmelerinin ardından ipeği alıp işleyerek, şiddete ortak olmadan tasarımlarını üretiyorlar.


Kıbrıs’ın 2000’e yakın bitkiyi barındıran zengin habitatında yetişen endemik bitkilerin motifleri ve bu şiddetsiz yöntemle elde edilen ipeğin birleşimiyle hazırlanan Cyprus Cocoon tasarımları, çiçeklerin tılsımlı hikayeleri ve doğal ipeğin narin güzelliğiyle harmanlanıyor.


Bu hikayenin arkasında ise bir kadın var. Meltem Çelikeri. 1968 Limasol doğumlu. Girne’de yaşayan evli ve iki çocuk annesi Çelikeri, ipek kozası işlemeciliğini 1993 yılında Girne Pratik Sanat Okulu’nda kurslara başlayarak öğreniyor. Dört yıl ipek kozası işlemeciliği eğitiminden sonra aynı okulda patchwork, seramik ve takı sanatları üzerine eğitimler alıyor. Özellikle ipek kozalarından yapılan takılar, hediyelik panolar, tepsi ve süs eşyaları yapımına yoğunlaşarak gerek Kıbrıs kültürünü tanıtmak gerekse kadınlara maddi gelir alanı yaratmak ve istihdama katkı sağlamak için faaliyetlerini sürdürüyor.


Girne Belediyesi bünyesinde açılan Koza İşlemeciliği alanında açılan kurslarda eğitmenlik görevi yaparak kursiyerlere bu geleneksel sanatı öğretmeyi sürdüren Meltem Çelikeri, aynı zamanda koza işlemeciliği alanında iki adet ikincilik ödülü sahibi.


İlk ödülünü Bellapais Koza Festivali’nde, diğerini ise Kıbrıs İpek Koza Festivali’nde alan eğitmenin koza işine olan tutkusu yalnızca kurslar ve yarışmalarla sınırlı değil.



Kıbrıs’ın benzersiz doğasında yürüyüşler yapmayı seven Çelikeri aynı zamanda fotoğraf sanatıyla da ilgileniyor. Yürüyüş rotalarında fotoğrafladığı Kıbrıs’ın endemik bitkilerinden aldığı ilhamla koza işini birleştiren Çelikeri, bu tutkusunu Cyprus Cocoon adıyla bir projeye dönüştürdü.


Her biri Kıbrıs’ın endemik bir bitkisine (orkide, Kıbrıs lalesi, akasya, kum zambağı, Kıbrıs nar çiçeği, Medoş lalesi) denk gelen, kullanıcılarına, ‘aşk, sağlık, huzur, başarı, bereket ve şans’ vadeden Cyprus Cocoon, kadınlar için sürdürülebilir bir dünyayı hedefliyor.


Sadece Çelikeri’nin değil Kıbrıslı kadınların da ‘kozaları’ndan çıkıp sürdürülebilir bir gelirin yanı sıra geleneksel el sanatını doğa dostu yöntemle birleştirmesine katkı sağlayanlardan biri de Equalist Dijital. Toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik, kapsayıcılık ve sürdürülebilirliği kurumsal hedeflerle buluşturan Equalist Dijital, Cyprus Cocoon kozasından rahatça çıkabilsin diye gönüllü destek verdi ve bu kadın girişimi projesini dijitale taşıdı. Daha önce birbirini hiç tanımayan bu isimlerin ortak paydasında ise eşit bir dünya hayali var.

İpek narin olduğu kadar mukavemeti, inceliği, esnekliği ve biouyumluğu ile sadece moda endüstrisinin değil sağlık endüstrisinin de vazgeçilmezi. Bireysel veya kurumsal olarak bu kadın girişimcilik hikayesine sürdürülebilir bir ilmek atmak mümkün. İklim değişikliği, gıda güvenliği, toplumsal cinsiyet eşitsizliği kaynaklı uçurumlar kapıdayken, ihtiyacımız olan şey bizi birbirimize bağlayan Ahimsa* temelli bağlar. Çünkü inanıyorum ki dayanışma güçlendirir. Siz ne dersiniz?