Agnes Richter’ın Ceketi ve Ailenin Erkekleri

En son güncellendiği tarih: 4 gün önce


Agnes Richter'ın Ceketi

Agnes Richter, 1844 doğumlu Alman uyruklu bir terzi. 1890’da (44 yaşındayken) delirdiği gerekçesiyle babası ve erkek kardeşleri tarafından #Heidelberg akıl hastanesine “kapatılıyor”. İşinde uzman, yetenekli ve kendine ait fikirleri olan bir kadın, o yılların karanlığını da hesaba katarsak, erkeklerin gözünü epey korkutmuş olmalı.




“Ben, benim, benim beyaz çoraplarım, Hubersturgburg’tayım, zemin kat, çocuk, kız kardeş, aşçı” kelimeleri ceketin dışında okunabilen kelimeler. İç tarafında 1894, ben, bugün, kadın” kelimeleri seçilebiliyor.


Bazı kelimelerin okunamamasının sebebi, üzerlerinden defalarca geçilmiş, ısrarlı bir biçimde yeniden işlenmiş olmaları. (Kaynak: 5harfliler.com / Kiraz Akın)




Foucault’nun Büyük Yabancı kitabının kapağını zenginleştiren ceketiyle Agnes; başka bir söz söyleme biçimi ile dili bükerek ‘kendine ait başka bir dünya’ kurmayı mümkün kılıyor.


Ömrünün kalanı boyunca, “deliliğin anadili” tanımıyla anılan şiirleriyle, diktiği ceketlerin üzerine "günlük" tutuyor Agnes. Şiirlerini nakışla işlemeyip defter tutsaydı kendisinden yine haberimiz olur muydu?


Elbette dönemin toplumu da terzi bir kadının ayrıca yazar olmasına müsaade etmezdi. Agnes, ‘bu kulaklara göre ağız değildi…’





Ailenin erkekleri tarafından ‘deli’ olarak damgalanan ve özgürlüğü elinden alınan Agnes Richter, kullandığı dil ile özerk bir alan açarak ve öğretilmiş dilin dışında yeni bir dil yaratarak onu kapatan ata erke ve şizofreni ‘tanısına’ rağmen, günümüze ulaşmayı başardı.


Akıllara hemen heykeltıraş Camille Claudel da geliyor; Agnes gibi o da ailesi ve kadınlara karşı şiddet içeren tutumuyla bilinen -bu sebeple ayrıldığı- Rodin’in aileye tam desteğiyle, ömrünün sonuna kadar akıl hastanesine kapatılmıştı.


Evin direği, ailenin güvencesi, kadın ve çocukların kadim koruyucusu görülen babalar… Sonsuz aşkla seven eşler, birlikte büyüdüğümüz erkek kardeşler… Ve karşılarında; feminizmin önünü açan, sonraki nesillere güç verenler, işte bu ‘delirtilen kadınlar’.


#Ataerkil toplum binlerce yıllar kadını kapatmak, özgürlüğünü, sesini, dilini elinden almak için, damgalanan ve dışlanan kadınlar algısı yaratıyor. Cadı avları, akıl hastası ithamları, şiddet kültürü, asırlar öncesinin karanlığı bugün de devam ediyor. Tabii, gittikçe güçlenen kadın mücadelesi de öyle!