EŞİTLİK’TE SÖZ’ÜM VAR! - AYŞE KAŞIKIRIK

En son güncellendiği tarih: 4 gün önce

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için STK, özel sektör, kamu ve akademi başta olmak üzere ‘Eşitlik’ adına sözü olanları buluşturmayı hedeflediğimiz Eşitlik'te Söz'üm Var! serimizin bu haftaki konuğu, KAPI (Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı) Kurucu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi & Kamu Yönetimi Doktora Öğrencisi, Ayşe Kaşıkırık.


Eşitlikte Sözüm Var Kapak Görseli, KAPI Ayşe Kaşıkırık

Toplumsal cinsiyet eşitliği, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme ve kadınların eşit temsili odağında ulusal ve uluslararası projeler yöneten Ayşe Kaşıkırık, “Daha eşitlikçi ve kapsayıcı bir dünya mümkün!” düşüncesinden yola çıkarak bağımsız bir sivil toplum kuruluşu olan Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı-KAPI’nı kurdu.


Kaşıkırık, kadın çalışmaları, kentleşme politikaları, sosyal politikalar, toplumsal cinsiyet eşitliği ve yerel yönetimler alanındaki akademik çalışmalarını ve projelerini bağımsız araştırmacı olarak sürdürmekte.


Röportaj: Dr. Aylin Löle

Düzenleme: Simge Yazıcı


Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı hakkında detaylı bilgi için: www.instagram.com/kureselesitlikkapsayicilikagi

Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda savunuculuk kısmında etkin görevler üstlenen bir isimsiniz. Aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bütçeleme uzmanlık alanlarınızdan biri. Neden kamu ve özel sektör toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bütçeleme yapmalı?


Ayşe Kaşıkırık: Bütçe teknik bir metin olmanın ötesinde politik karşılığı olan bir dokümandır. Hazırlandığı dönemde yönetimin politik tercihlerini ve önceliklerini yansıtır, bu nedenle tarafsız değildir.


Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme (TCDB), kadınlar ve erkekler arasında ayrımcılığa sebep olan hususların giderilmesinin önemli bir mali aracıdır. TCDB’yi kadınlara özgü̈ düzenlenmiş bütçe olarak algılamamak gerekir. Aynı zamanda, bütçenin %50’sinin kadınlara ve %50’sinin erkeklere ayrılması anlamına gelmemektedir.


TCDB’de amaç, cinsiyetin işin özü olduğu bir bütçe oluşturmaktır. TCDB toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının bütçe ayağını oluşturduğu için kamu ve özel sektör kurumlarının toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeler hazırlaması kritik öneme sahiptir.


Türkiye'nin toplumsal cinsiyet eşitliği karnesindeki notu belli, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bütçelemede neredeyiz? Dünyadan iyi örneklerle kıyaslar mısınız?


Ayşe Kaşıkırık: Toplumsal cinsiyet eşitliğinde olduğu gibi toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemede de iyi bir noktada değiliz. TCDB çalışmalarının öne çıktığı ülkeler arasında Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Belçika, Fas, Filipinler, Finlandiya, Hindistan, İspanya, İsveç, İzlanda, Kore, Makedonya, Meksika, Ruanda, Uganda ve Ukrayna bulunuyor.


Toplumsal cinsiyet eşitliğini ana akımlaştırma hem kadınlar hem de erkekler için eşit yapılara, ortamlara ve koşullara dayalı olarak toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için izlenen bir stratejidir.


Toplumsal cinsiyet eşitliğini ana akımlaştırmada uzun yıllardır sürdürdüğü çalışmalar ile Viyana Belediyesi öne çıkmaktadır. Viyana, faaliyetlerinin hem kavramsal derinliği hem de tematik genişliği açısından Avrupa düzeyinde en üst sırada yer alıyor. Viyana Belediyesi 2006 yılından bu yana bütçe tekliflerine toplumsal cinsiyete dayalı bütçelemeyi entegre ederek, bütçenin tüm bölümlerini toplumsal cinsiyet açısından gözden geçirmekte ve bütçedeki farklı kalemlerden yararlananları ayrı bir bölümde sunmaktadır.


Pandemi toplumsal cinsiyet kaynaklı kırılgan gruplar üzerindeki etkisini daha yıkıcı bir şekilde göstermeye başladı. Bunlardan biri de kadın yoksulluğu... Mevcut durumu ve kadın yoksulluğu konusunda çalışan bir isim olarak, toplumsal cinsiyet eşitliği merkezinde kadın yoksulluğunun ortadan kaldırılması için neler yapılabileceği konusunda bize ışık tutar mısınız?


Ayşe Kaşıkırık: Yüzyıllardır var olan toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri yüzünden kadınlar piyasada kayıt dışı istihdamın, ücretsiz bakım emeğinin ve ucuz işgücünün çoğunluğunu oluşturuyor. Bu nedenle, Covid-19 küresel salgınının etkilerini en ağır kadınlar yaşıyor çünkü; kadınlar erkeklerden daha az kazanıyorlar, daha az tasarruf ediyorlar ve güvencesiz işlerde çalışıyorlar.


Yapılan araştırmaların gösterdiği gibi Covid-19 salgını kadınlar ve erkekler arasındaki yoksulluk farkını derinleştirmiş, cinsiyet eşitsizliğini bir nesil geriye götürmüştür.


Yoksulluğun, yoksunluğun, açlığın, işsizliğin ve özellikle kadın emeğinin değersizleştiği salgın koşullarında toplumsal cinsiyete duyarlı istihdam politikalarının bir an önce hayata geçirilmesi elzemdir.


Yeni normalde daha eşitlikçi ve kapsayıcı bir düzen inşa edilebilmesi için atılabilecek somut adımlardan bazıları:


  • Kayıt dışı istihdam sıfırlanmalı

  • Daha iyi yeni normal için “Eşit Değerde İşe Eşit Ücret” prensibi benimsenmeli

  • Kadının üzerindeki bakım emeği yükünün azaltılmasına yönelik kurumsal mekanizmalar geliştirilmeli (kreş, bakım evi desteği gibi)


Toplumsal cinsiyet karnesinde Türkiye'nin en başarısız olduğu alanlardan biri de siyasette temsiliyet. Bu konuda neden bir türlü yol alamıyoruz?


Ayşe Kaşıkırık: 2020 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi'nde Türkiye 156 ülke arasında 133. sırada. Eğitim, sağlık, ekonomiye katılım ve siyasi yaşamda temsil alanlarını inceleyen raporda, Türkiye siyasi yaşamdaki temsilde ise 114. sırada. Dünya genelinde olduğu gibi, Türkiye’de de cinsiyet eşitsizliğinin en yoğun olduğu alanların başında siyaset geliyor.


Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri nedeniyle kadınların hem çalışma hayatına hem de siyasete katılımının önündeki engeller daha katı. Siyasi partilerin aday listelerinde kadın adaylara yer verme konusundaki tercihleri çok düşük, kadınlar genellikle seçilme ihtimalinin düşük olduğu yerlerden ve sıralardan aday gösteriliyor.


Kadınların siyasette eşit temsil edilebilmesi için köklü değişiklikler yapılması şart. Bunların başında seçim sisteminde değişiklik geliyor. Bununla birlikte, siyasi partilerin aday listelerinde fermuar sistemi (aday listelerinin bir kadın bir erkek olarak düzenlendiği) uygulanmalı.


Geçtiğimiz günlerde muhtar seçimleri vardı, oradaki gözlemleriniz nedir? Seçilen kadın muhtar sayısı üzerinden baktığınızda kadınların siyasette temsiliyet konusunda neye evriliyor durum?


Ayşe Kaşıkırık: Yerel yönetimler siyasete girişin ilk basamağı olarak görülmektedir. Kadınların yerel siyasette görünür olmasının yolu yerel yönetimlere eşit katılımı ve eşit temsili ile mümkün olabilir. Bu bağlamda, muhtarlık kurumu kadınların yerel yönetimlere giriş kapısıdır.


Eşitlikçi ve kapsayıcı mahallelerin inşası için kadınların, yerel yönetimlere giriş kapısı olan muhtarlık kurumlarında daha fazla temsil edilmesi temel bir haktır. Ancak siyasetin genelinde olduğu gibi muhtarlık kurumunda da eşitlikten çok uzak bir tablo ile karşı karşıyayız.


2014 seçimlerinde yüzde 1,3 olan kadın muhtar oranı 2019’da yüzde 2,14’ e yükselmiştir. 2021 itibariyle 50.284 muhtar içinde kadın muhtar sayısı 985 mahalle ve 116 köy olmak üzere toplam 1101’dir.


6 Haziran’da 753 yerde yapılan muhtarlık ara seçimleri sonucunda kadın muhtar sayısı 1119’a yükselmiştir. Verilerin gösterdiği gibi kadın muhtar sayısında yıllar içerisinde artış olmasına rağmen bu oranlar kabul edilemeyecek kadar azdır.


Awen for Us olarak 'bilgi aktivizmi' üzerinden toplumsal cinsiyet eşitliği savunuculuğa gönüllülerimizle birlikte destek olmaya çalışıyoruz. Kurucularından biri olduğunuz Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı hakkında bilgi verebilir misiniz? Awen for Us olarak bizi kesiştiren yolda neler var?


Ayşe Kaşıkırık: KAPI, Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Derneği, 3 Nisan 2021’de, Türkiye’de kadınların siyasete giriş kapısı olan kadınların yerel yönetimlere seçme ve seçilme hakkı kazanmasının 91. yıldönümünde İstanbul’da kuruldu.


21. yüzyılın değişen ve gelişen koşullarında, küresel ve yerel sorunlar karşısında toplumun farklı kesimlerinin ve özellikle kadınların daha yaşanabilir bir dünyaya duydukları özleme katkı sunmak amacıyla çalışmalarımıza başladık.


Özgün projeler üreterek, araştırmalar yaparak, yayınlar ve raporlar hazırlayarak, periyodik toplantılar düzenleyerek, kadınların ve toplumun tüm kırılgan kesimlerinin birbirinden öğrenmesini, güçlenmesini ve dayanışmasını sağlamak istiyoruz.


Awen for Us ile Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından 5.cisi olan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” nin yerelleşmesinde, eşitsizliklerin azaltılmasında ve sosyal kapsayıcılık alanında iş birliği yapacağımız çok sayıda alan var.


Sizin Eşitlik'te Söz'ünüz Nedir?


Ayşe Kaşıkırık: Daha eşit ve kapsayıcı bir dünya her birlikte mümkün!


Kimsenin geride kalmadığı, ayrımcılığın her türünün sona erdiği, yoksulluğun ve yoksunluğun yaşanmadığı bir dünya eşitlikçi ve kapsayıcı sosyal politikalar ile mümkündür.


Başta kadınlar olmak üzere toplumun tüm kırılgan kesimlerinin eşit, adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir toplumda yaşayabilmeleri için sosyal politikaları hayırseverlikten çıkartıp, ihtiyaca dayalı ve hak temelli bir yaklaşıma dönüştürmeliyiz.