EŞİTLİK’TE SÖZ’ÜM VAR! - AYŞE KAŞIKIRIK

Güncelleme tarihi: Tem 24

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için STK, özel sektör, kamu ve akademi başta olmak üzere ‘Eşitlik’ adına sözü olanları buluşturmayı hedeflediğimiz Eşitlik'te Söz'üm Var! serimizin bu haftaki konuğu, KAPI (Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı) Kurucu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi & Kamu Yönetimi Doktora Öğrencisi, Ayşe Kaşıkırık.


Eşitlikte Sözüm Var Kapak Görseli, KAPI Ayşe Kaşıkırık

Toplumsal cinsiyet eşitliği, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme ve kadınların eşit temsili odağında ulusal ve uluslararası projeler yöneten Ayşe Kaşıkırık, “Daha eşitlikçi ve kapsayıcı bir dünya mümkün!” düşüncesinden yola çıkarak bağımsız bir sivil toplum kuruluşu olan Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı-KAPI’nı kurdu.


Kaşıkırık, kadın çalışmaları, kentleşme politikaları, sosyal politikalar, toplumsal cinsiyet eşitliği ve yerel yönetimler alanındaki akademik çalışmalarını ve projelerini bağımsız araştırmacı olarak sürdürmekte.


Röportaj: Dr. Aylin Löle

Düzenleme: Simge Yazıcı


Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı hakkında detaylı bilgi için: www.instagram.com/kureselesitlikkapsayicilikagi

Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda savunuculuk kısmında etkin görevler üstlenen bir isimsiniz. Aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bütçeleme uzmanlık alanlarınızdan biri. Neden kamu ve özel sektör toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bütçeleme yapmalı?


Ayşe Kaşıkırık: Bütçe teknik bir metin olmanın ötesinde politik karşılığı olan bir dokümandır. Hazırlandığı dönemde yönetimin politik tercihlerini ve önceliklerini yansıtır, bu nedenle tarafsız değildir.


Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme (TCDB), kadınlar ve erkekler arasında ayrımcılığa sebep olan hususların giderilmesinin önemli bir mali aracıdır. TCDB’yi kadınlara özgü̈ düzenlenmiş bütçe olarak algılamamak gerekir. Aynı zamanda, bütçenin %50’sinin kadınlara ve %50’sinin erkeklere ayrılması anlamına gelmemektedir.


TCDB’de amaç, cinsiyetin işin özü olduğu bir bütçe oluşturmaktır. TCDB toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının bütçe ayağını oluşturduğu için kamu ve özel sektör kurumlarının toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeler hazırlaması kritik öneme sahiptir.


Türkiye'nin toplumsal cinsiyet eşitliği karnesindeki notu belli, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bütçelemede neredeyiz? Dünyadan iyi örneklerle kıyaslar mısınız?


Ayşe Kaşıkırık: Toplumsal cinsiyet eşitliğinde olduğu gibi toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemede de iyi bir noktada değiliz. TCDB çalışmalarının öne çıktığı ülkeler arasında Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Belçika, Fas, Filipinler, Finlandiya, Hindistan, İspanya, İsveç, İzlanda, Kore, Makedonya, Meksika, Ruanda, Uganda ve Ukrayna bulunuyor.


Toplumsal cinsiyet eşitliğini ana akımlaştırma hem kadınlar hem de erkekler için eşit yapılara, ortamlara ve koşullara dayalı olarak toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için izlenen bir stratejidir.


Toplumsal cinsiyet eşitliğini ana akımlaştırmada uzun yıllardır sürdürdüğü çalışmalar ile Viyana Belediyesi öne çıkmaktadır. Viyana, faaliyetlerinin hem kavramsal derinliği hem de tematik genişliği açısından Avrupa düzeyinde en üst sırada yer alıyor. Viyana Belediyesi 2006 yılından bu yana bütçe tekliflerine toplumsal cinsiyete dayalı bütçelemeyi entegre ederek, bütçenin tüm bölümlerini toplumsal cinsiyet açısından gözden geçirmekte ve bütçedeki farklı kalemlerden yararlananları ayrı bir bölümde sunmaktadır.


Pandemi toplumsal cinsiyet kaynaklı kırılgan gruplar üzerindeki etkisini daha yıkıcı bir şekilde göstermeye başladı. Bunlardan biri de kadın yoksulluğu... Mevcut durumu ve kadın yoksulluğu konusunda çalışan bir isim olarak, toplumsal cinsiyet eşitliği merkezinde kadın yoksulluğunun ortadan kaldırılması için neler yapılabileceği konusunda bize ışık tutar mısınız?


Ayşe Kaşıkırık: Yüzyıllardır var olan toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri yüzünden kadınlar piyasada kayıt dışı istihdamın, ücretsiz bakım emeğinin ve ucuz işgücünün çoğunluğunu oluşturuyor. Bu nedenle, Covid-19 küresel salgınının etkilerini en ağır kadınlar yaşıyor çünkü; kadınlar erkeklerden daha az kazanıyorlar, daha az tasarruf ediyorlar ve güvencesiz işlerde çalışıyorlar.


Yapılan araştırmaların gösterdiği gibi Covid-19 salgını kadınlar ve erkekler arasındaki yoksulluk farkını derinleştirmiş, cinsiyet eşitsizliğini bir nesil geriye götürmüştür.


Yoksulluğun, yoksunluğun, açlığın, işsizliğin ve özellikle kadın emeğinin değersizleştiği salgın koşullarında toplumsal cinsiyete duyarlı istihdam politikalarının bir an önce hayata geçirilmesi elzemdir.


Yeni normalde daha eşitlikçi ve kapsayıcı bir düzen inşa edilebilmesi için atılabilecek somut adımlardan bazıları:


  • Kayıt dışı istihdam sıfırlanmalı